PKK ile Nereye Doğru?
Derik'te PKK'nin eylemi üstlenmesine kadar cinayetin yolsuzluk soruşturması yüzünden yapıldığı tartışılıyordu.
Aziz Yağan
20.11.2016 | 16:47
Makaleyi Paylaş

Derik Kaymakamı, odasına yerleştirilmiş bomba ile 10 Kasım günü öldürüldü. Eylemi PKK/YPS üstlendi.

Derik’te kaymakamın ‘makamında’ ve kaymakamın mesai arkadaşları olan ‘memurlar eliyle’ öldürülmesi basit bir olay değildir. Eylemin yol açabileceği olası sonuçları görmek ve üzerinde durmak gerekiyor.

PKK böyle bir eylemi yapabilecek kapasiteye, güce sahip olduğunu göstermek istemiş ya da kullanılmış/kullanmış olabilir ancak etkisi ve sonuçları bambaşka bir felaketin eşiğidir. Üstelik, Derik'te PKK'nin eylemi üstlenmesine kadar cinayetin yolsuzluk soruşturması yüzünden yapıldığı tartışılıyordu.

Bundan önceki aşamayı anımsamak gerekiyor! 29 Aralık’ta bir günlük iş bırakma eyleminin ardından bu boykota katılan memurların tamamına soruşturma açıldı. Ardından boykota katılan 11 bin 285 öğretmen sendikalı olup olmadığına bakılmaksızın görevinden uzaklaştırdı ve bir kısmı da ihraç edildi. İhraç ‘meslekten men’ anlamındaydı, diplomaları geçersiz kılındı. FETÖ içindeki Kürdler de benzer sonucu yaşadı.

KESK’in merkezi karar almasına ve karara Türkiye çapında uyulmasına rağmen, sadece bölgedeki memurların açığa alınmasına KESK’in sessiz kalması da dikkat çekicidir.

Görevden uzaklaştırılan ve ihraç edilen sendika üyeleri, yıllar ya da on yıllardır aidat ödedikleri halde, sendika onlara bir kuruş bile maddi yardım yapmıyor. Aksine, yardım kampanyası için banka hesapları açıyor.

Memurlar, boykot eylemi yüzünden 70 gündür görevden uzaktalar. Hemen hemen gelirlerinin yarısını kaybetmiş durumdalar ve ihraç edilme ihtimalinin sıkıntısını yaşıyorlar. Taksitler ödenemiyor, araba, ev satışları başladı. Memurların aileleri, akrabaları ve esnaf da düşünüldüğünde toplumun ciddi bir kesimini etkileyen bir süreç yaşanmaya devam ediyor, kriz gün geçtikçe derinleşiyor.

Derik kaymakamının bu tarz bir eylemle öldürülmesi ise yeni bir aşamaya çok daha yıkıcı bir dalgayla geçilebileceğinin işaretidir. Özellikle Derik benzeri eylemler devam ederse göz gözü görmeyecektir ve olacakları kimse kestiremez. Böyle bir süreçte böylesi bir eylemin yapılmasının amacı ve beklentisi ne olabilir?

Derik kaymakamının öldürülmesi eylemi, sadece bir grup memurun günümüzde yaşadığı mağduriyet sürecini de aşarak, tüm Kürd toplumunun mağduriyete sürüklemesine neden olabilir. Yani devlet, 11 bin 285 öğretmene yaptığını tüm kamu personeline (memur, sözleşmeli ve sözleşmesiz personel, sürekli ve geçici işçi) yapabilir. ‘Bunu yapamaz!’ diyen birinin çıkabileceğini sanmıyorum. Memurlar 29 Aralık boykotuna, ‘Bu zamana kadar eylemlere katıldık bir şey olmadı, bu boykotta da olmaz!’ rahatlığıyla katılmıştı.

Kaymakamın öldürülmesinden sonra gözaltına alınan 71 kişiden 28’i kaymakamlık ve belediye çalışanı. Kaymakamlık yazı işleri müdürü, yazı işleri şefi ve belediyenin zabıta amiri de gözaltında. Bırakalım kaymakamlık ve belediyeyi, bunların dışındaki her bir kamu kuruluşunda da birkaç Kürd çalışmıyor, aksine çalışanların büyük çoğunluğu Kürdlerdir. Ayrıca, bölge dışındaki kamu kurumlarında çalışan Kürdler de var (2014 verilerine göre Türkiye’de 3.2 milyon kamu çalışanı var).

Devlet isterse, Derik saldırısını ve OHAL’i dayanak yaparak tüm kamu çalışanlarımızı işten uzaklaştırabilir, ihraç edebilir. Şu aralar hukuk tanınmadığı tartışılmıyor mu? Ayrıca, ‘hukuksuzluğa uğradım’ diyene sahip çıkabilen de yok!

Oysa, bir statü talebi, demokratik yollarla basit bir hak mücadelesi süreci bile yaşanıyor olsaydı, toplum ne hışma aldırırdı, ne de zulme aldırış ederdi.

insanlarımız, PKK’nin akıl almaz, amaçsız ve kanlı eylemlerinden, bunlara alet olmaktan ve bu yüzden gelişen zararlardan kendilerini uzak tutabilmeli, koruyabilmelidir.

HDP ve DBP’nin eş başkanlarından belediye eş başkanlarına kadar binlerce ‘dava arkadaşı’ içeri alınmışken, bir kısmı kaçak hayatı yaşamaya başlamışken, vekiller dahil geride kalanlar içerideki arkadaşları için son derece sessiz.

‘PKK çevresine’ operasyon yapılıyor ve bu operasyon göründüğü kadarıyla hala Kürd toplumuna yönelik değil. PKK ise bu operasyonun etkisinden Kürdleri uzak tutmak yerine, Kürdlerin tamamını kaosun tam içine çekmeye ve zarar görmesini sağlamaya çalışmaktadır. Derik kaymakamının öldürülmesi, bunun için elverişli gerekçeyi sağlamaktadır.

Samimiyeti ve sorumluluk hissini anlamak açısından bilmek gerekiyor; Azadi ve Hoybun başaramayacağını anladığı anda durmasını bildi. Kürdler daha fazla zarar görmesin diye ya kendilerini feda ettiler ya da bölgeyi terk ettiler. Toplumun güvenliğini sağlama telaşına düştüler. Şener, Botan ve Dr. Süleyman hala da devam eden bu anlayışla başarılamayacağını anladıkları anda geri durmasını bildiler. Bu çevre ise hala ‘Kürd toplumu zarar gördükçe, meydanlara çıktıkça, tutuklandıkça, yerinden edildikçe, işini ve evini kaybettikçe, mekanlar Surlaştıkça Şırnaklaştıkça kendilerinin güçleneceğini’ sanıyor ama bu, 6-8 Ekim ve hendeklere kadar böyleydi.

Bu ağır koşullarda, duygusal insanlarımız 30 yıldır ilk kez cesurca, akıllıca ve sessizce geri çekilmiştir ve bu yabancı sağanağın kendi tufanına dönüşmesine bu kez izin vermeyen bir duruşu sergilemektedir. Realite bunu dayatıyor.

Şu kritik günlerde dili, dini ve kültürü ne olursa olsun süreci anlayan, çevresine ve toplumumuza yol gösterebilecek her bireyin ve kurumun sessiz kalmaması gerekiyor.

Toplumumuza zarar verenleri, yüksek risk hazırlayanları engelleyemiyoruz belki ama insanlarımıza yalnız olmadıklarını, bu günlerin de geçeceğini hissettirmek de çok önemlidir.

Bu makale toplam: 12746 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:09:56:31
Etiketler: aziz yağan
1 Yorum
Nerina Azad
Aziz Yağan
Yazarın Önceki Yazıları
Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Küçük Prens Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x