Aşk Bizi Tüketirken
Aşk tarifi yapmak gibi bir amacımız yok bu yazıyı yazarken. Amacımız, kendimizi avutmak.
Muazzez (Heja) Baktaş
06.10.2017 | 23:00
Makaleyi Paylaş

Aynı zamanda tanımlar da çok önemlidir. Aşkı kavram olarak kayıtlayan bilinçaltı genellikle aklın kabul ettiklerinin dışında şekillendirir. Yani tüm konularda olduğu gibi aşkta da kendi içimizde sayısız tanıma sahibiz. Hayatımızda aşkın yerine bakınca memnunsak aşkla ilgili tanımlarımız, kavramlarımız birbiriyle uyumlu; değilsek aşkla ilgili çatışma var demektir. Eğer aşk zihinde çatışma yaratırsa bu durumda kişi de genellikle tercihini akıl ile seçimler yapmak yönünde kullanır. Dolayısıyla aşkla değil akılla hareket eder.

Dünya tarihi aşkla ilgili sayısız hikâyeyle doludur. Çoğunlukla içinde acı, kavuşamamak, fazlasıyla zorluk vardır. Sonu mutlu biten çok azdır. DNA’mız dünya tarihinde olan her şeyi kayıtlar. Şartlanmışlıklar ve negatif inançlar anne rahminden bugüne kadar aktifken içimizde daha da aktif kayıtlar bütünü var. Bunlardan bağımsızlaşmak gerek. Kimsenin hikâyesinin sizi negatif etkilemesine izin vermeyin. Erkekler hakkında sayısız negatif fikir ve duygu var. Kadınlar için de durum farklı değil. Erkeğin aldatması, kötü davranması, kadını kullanması ne kadar beynimize yerleşmişse kadının içten pazarlıklı şeytan olması da o kadar yerleşiktir. Tabloya bakarsak aşkı zedeleyecek yeterince verimiz olduğunu görüyoruz. Akılda, bilinçaltında ve duyguda bu kadar olumsuzluk varken aşkın anlamını ve yerini bulmasını beklemek boşuna zaman kaybı olacaktır. Bir de yaşanmış tecrübeler varsa - ki her birimizin hayatında mutlaka olmuştur – aşka bakış açısı iyice negatif olabilir.

“Aşk ciddi bir ruh hastalığıdır.” En azından Platon’un ifadesi böyle. Hayatında bir defa ‘aşık’ olmuş herhangi biri bu cümlede doğruluk payı bulabilirse de, aslında burada kritik bir hata var. Aşk değildir ruh hastalığı olan; şehvettir.

Eğer ‘aşık’ olmak hayatımızın parça pinçik olması, bizim tamamen kopuk, perişan, tükenmiş, neredeyse hiçbir işi eli tutmayan, her şeyden vazgeçmeye hazır biri olmamız demekse, muhtemelen o aşk değildir. Popüler kültürde bize öğretilenin aksine, gerçek aşkın bizi uyuşturucu bağımlısına benzetmesi gerekmez.

Ve yine filmlerde izleyerek büyüdüğümüzün aksine, bu türlü, insanı tüketen bir takıntı aşk değildir. Ona başka bir şey denir: Şehvet 

Eğer bir şeye olan sevgimiz, ailemizden, vakarımızdan, kendimize olan saygımızdan, bedenimizden, aklıselimimizden, iç huzurumuzdan, inançlarımızdan, gelenek ve terbiyemizden vazgeçmeyi göze aldırıyorsa, bilmeliyiz ki ‘aşık’ falan değiliz, ancak bir köleyiz.

Durumun vahametini bir hayal edin: gözlerimize, kulaklarımıza, kalbimize mühür vurulması…saplantı haz ve memnuniyet değildir; bir esarettir. Aklın, bedenin ve ruhun esareti. Aynı zamanda bağımlılık ve tapınmadır. Bu gerçeğe dair güzel örnekler edebi eserlerde görülebilir. Mesela Charles Dickens’ın Büyük Umutlar’ında Pip, Estella’ya olan saplantısını şöyle tasvir eder: “Onu sevmenin mantıksızlık, huzursuzluk, ümitsizlik, mutsuzluk olduğunu her an biliyor, aklınıza gelebilecek her türlü caydırıcıya rağmen seviyordum.” Yine aynı eserde Bayan Havisham: “Gerçek aşkın ne olduğunu söyleyeyim sana. Körü körüne bağlanmak, kayıtsız şartsız kendini vermek, yerlerde sürünmek, her şeye, herkese rağmen inanmak, güvenmek, karşındaki zalime bütün kalbini, bütün varlığını vermektir. Ben böyle sevdim işte!”

Burada Bayan Havisham’ın tarif ettiği şey aslında gerçek. Ama gerçek aşk değil; gerçek saplantı, 

Gerçek aşk iç huzuru getirir, azap değil. Gerçek aşk, insanın kendisiyle barışık yaşamasını sağlar. Saplantı ve şehvet ise tam tersi; bizi perişan eder. Uyuşturucu gibi, her daim onun için yanıp tutuşuruz ve asla tatmin olamayız. Kendimizi paralama pahasına onun peşinden gider ama asla ulaşamayız. Ve tüm benliğinizi ona da adasak ta bize hiçbir zaman mutluluk vermez.

Kısacası, nihai mutluluk herkesin amacı olsa da, genellikle yanılgının ötesini görmek, saplantı ile aşkı ayırt etmek zordur. Garantili yollardan biri kendimize şu soruyu sormamızdır; Bu ‘sevdiğim’ insanla yakınlaşmak beni bana yaklaştırıyor mu, yoksa beni Benden uzaklaştırıyor mu? Başka bir deyişle, kalbimde bu kişi gerçekten yerini alıyor mu almıyor mu?

Gerçek veya safi aşk bizi bizle ters düşürmemeli, bizi tüketen bir rekabete sokmamalı. Aksine, bizi kuvvetlendirmeli, sağlamlaştırmalıdır. Bu nedenle de gerçek aşk ancak bizi biz eden varlığımızı çevreleyen sınırlar çerçevesinde olmalı. Bunun dışındakiler, bizim ya boyunduruğuna girdiğimiz saplantıdan başka bir şey değildir. Ya Ona kul oluruz veya kendimizin efendisi, İkisi aynı anda olamaz.

Gerçek hazza ise ancak yalan zevklerle mücadele ederek ulaşılabilir. Zıtlıkları adı üzerinde olan bu iki husustan dolayı, arzularımızı kontrol altına alarak gerçeğe ulaşabiliriz belki de.

Bu makale toplam: 2616 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:02:38:44
Etiketler: muazzez baktaş
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
Muazzez (Heja) Baktaş
Yazarın Önceki Yazıları
Arı kovanına çomak sokmak … Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe! Yunan Medeniyetinin Kökeni Kürt Medeniyetidir Tarih Kürdistan’dan Başlar!. . Peşmerge Generali Şerefani 'Bağımsızlık Referandumunda Tarafız' Arapların Çöküşü Seyyah, filozof, entelektüel, hümanist Mardin’li peygamber Mani ve Manicilik dini Kürt peygamberi Zerdüşt ve Zerdüşlük Kürdistan’ın gizemleri ve Kutsal emanetler Bağımsızlık için referandum gerekli midir? Kürdün Ateşle İmtihanı (Referandumlarla) Kürdistan’a Sefer Olur Zafer Olmaz !... Soylu, Efsanevi bir Lider ve Oğlu Kürtlerin İmajı Ne Olmalıdır? Kehanetler ve Kürdistan Savaşları Kürdistan’ın Lanetleri !.. Başkomutan Barzani General Şerefani: Ortadoğu barışının anahtarı, Kurdistan’ın özgürleşmesidir Yıldızın Parladığı An ‘Kürdistan Genişlerken’ Sürgün!... Vurun Kürt Uşağı Namus Günüdür!.. Kürdistan için İftar (Bağımsızlık) Vakti Pax Kürdistan'a (Kürdistan Barışı) Ne Şam’ın Şekeri Ne de Arabın Yüzü!.. Kaçın Kürtler Geliyor!.. Özgür Kürdistan’da Bağımsızlık Savaşı Kürdistan Sendromu (2) Kürdistan Sendromu (1) Türkiyelileşmek mi Kürdistanlılaşmak mı? Bütün sorun burada Bağımsızlık Yolunda Başkan Barzani’nin Elini Güçlendirelim Dağ Dağa Kavuşmaz Ama Kürdistanlılar Her Dağda Newroz Ateşi Yakar Merhaba Kürdistan Kampanyası Kürdistan’a borç ödeme zamanı Birimiz Dördümüz, Dördümüz Birimiz Kampanyası Koruyucu Vatan Kürdistan De Facto Kürdistan Kürtlerle Türkler Arasındaki Aşılamaz Farklar (Duvarlar) Bağımsız Kürdistan’ın Yaşama Şansı Var mıdır? Kürdistan Bağımsızlık Bildirgesi İleri Karakol mu? Özgürlüklerin Toprağı mı? Dünyada 'Mülteciler' Kürdistan’da 'Mülksüzteciler' Kürdistan Peşcepheleri (Peşmergeleri) Kürd-Çar-Stan Diplomasi Dehası Başkan Barzani ArmeKürdistan Tarih Tekerrürden İbarettir! Doğu Cephesi'nde Değişen Bir Şey Yok! PeşKurdistan Savunma Gücünden Kürdistan’ı Kurma Gücüne Doğru 'PEŞMERGE' Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 3 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 2 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 1 Mezra Kürdistan (MezoKurdiya) Kürdistan Emin Ellerde Vasiyet…Vasiyet…Vasiyet!.. Hayalden Gerçeğe Dönüşen KURDISTAN Kürt Sorunundan Kürdistan Davasına mı? Kürd Sorunu Sil Baştan Kardeşlik Yapay, Ölümler Gerçek Türkler Neden Çıldırdı? Kurd-1-stan Kürtleri Ölümcül Kardeşlik Masalı Haydi Hep Birlikte Haddimizi Aşalım! Çözüm Süreci Çökmüştür! Bağımsız Kürdistan Kapıdadır Kürdistan'ı hep birlikte inşa etmeliyiz Kardeşlik edebiyatını geçiniz KURD-BİR-STAN mümkün mü? Ortadoğu'nun 'Kürdistan' Doğum Sancısı Hewler, Yüreğimin Başkenti Ben ve Ülkem Bağımsız Kürdistan'a Doğru Birlik Olmanın Neresindeyiz Konuşamayan, Yalnızlığa İtilen Kadınlar Halklar; Habil ve Kabil'den bu yana ''Kardeş'' Olamadılar. Kalbimizdeki Kürdistan dilimize neden bu kadar uzak? Güney'in Yükselen Bağımsızlık Mücadelesi Engellenemez Kürd Kadınının Eşi Görülmemiş Kahramanlığı Durun Siz Kardeşsiniz Varlığımız Yüce Türk Varlığına Armağan Olamadı Kürdlerle Türkler Kardeş Olmak İstiyor mu? Hayır, Kardeş Falan Değiliz! Hani Kardeştik? Taklit Hayatlar UNESCO Kürdleri Koruma Altına Alsın.. Acilen! Kürdistan Devletleşecek! Ne Olacak Bu Halimiz? Kürtlerin Genetik Yapısını Bozuyorlar!... Her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü - Halepçe Kürdistan ve Birlik Sorunu Sahte Feministler Kürd Kadını Efsaneleşirken Dünyanın Koruyucu Tabakası Peşmergeler Peşmerge Onurumuz ve Özgürlüğümüzdür Halkımız Ulusal Kongre İstiyor Kürd Halkı Devletleşme Yolunda Kurnaz Türkler ve Aptal Kürtler Kürdler Devletleşmek Zorunda Neden Uluslaşamıyoruz?
x