HDP Kongresinin Düşündürdükleri
HDP 3. Olağan kongresinde takınılan tutum dikkate alındığında taban ile aralarında ilinti olmayan ve tabanın ihtiyaçlarını görebilme imkânı olmayan bir tavanın ortaya çıktığına müşahede etmekteyiz.
Yusuf Ziya Döger
12.02.2018 | 21:52
Makaleyi Paylaş

Toplumsal yaşamda yönetime talip olanların, yönetişim denilen olguyu dikkate almalarının zorunluluk haline geldiği bir dönem de yaşamaktayız. Yönetişim kavramı taban ve tavan arasındaki yönetimsel paylaşımı ifade etmektedir. Bu yönetimsel paylaşımda tarafların birbirini dikkate aldığı ve özellikle tavanın taban beklentilerine uygun davranmasını zorunlu kılmaktadır. Bu iki kesim arasında uygunluk oluşturulamadığı durumlarda toplumsal yaşam alanında bunalımların devreye gireceği ve çözülmelerin baş göstereceğini unutmamak gerekir.

Konumuzu 11.02.2018 tarihinde gerçekleştirilen HDP 3. Olağan kongresine ayırma niyetindeyiz.

Siyasi oluşumların toplum içindeki gücü, geliştirdikleri yeni paradigmal bakışın toplumsal kesimin beklentilerine cevap olup olmamasıyla orantılıdır. Bu gücün pekişmesi geliştirilen söylemin dayandığı toplumsal kesim beklentilerine uygunluğuna bağlıdır.  Toplumsal kesimler, oluşturulan yeni siyasi yapılanmanın toplumda değişim ve dönüşümü amaçlayan projeler üzerinden yapılanmaya omuz verme davranışı sergilemektedirler. Her siyasi yapılanmanın bu amaç doğrultusunda ortaya çıkma ihtiyacına dayandığını on koşul olarak kabul etmek gerekir. Toplumun ihtiyaçlarıyla bu ön kabul arasında kurulan bağın dayandığı taban ihtiyaçları gücün pekiştirilmesi içinde bir zorunluluktur.

HDP’nin dayandığı siyasal gelenek bu ihtiyacın bir sonucuydu. Söz konusu ihtiyaç toplumsal değişim ve dönüşüm oluşturulamadığı takdirde, toplumsal çatışmanın kaçınılmaz olduğunu ve bir çözülmenin kapıda olduğunu belirleyerek ortaya çıktı. Belki siyasal literatür üzerinden bakıldığında ilk nüvelerinde taban ve tavan ayrımının çok belirgin olmadığını söylemenin yanlış olmayacağı bir gerçekliktir. Buna rağmen tavan görevini üstlenenlerin toplumun bağrından çıkmaları onları toplum nezdinde değerli kılıyordu. Gelinen noktada bu tutum ve anlayışın yerini siyasal jargonla ifade edersek, taban ve tavan ayrımının keskinleştiği ve tavandan tabana dayatma dönemine girildiğini açıkça ifade etmektedir.

HDP 3. Olağan kongresinde takınılan tutum dikkate alındığında taban ile aralarında ilinti olmayan ve tabanın ihtiyaçlarını görebilme imkânı olmayan bir tavanın ortaya çıktığına müşahede etmekteyiz. Tabi ki bu durumun sorgulama ve tavır alma tutumunun tabana geçmesi gereken bir siyasal olguyu geliştirmesi gerekir. Taban, kendisinin öncelikli ihtiyaçlarını bir tarafa bırakan ve onu görmezden gelen tavanı gözden geçirmek zorundadır. HDP tabanının ülkede yüzyılı aşkın bir süredir devam eden Kürd sorunu çerçevesinde gelişen ihtiyaçlarını önceleyerek öne sürdüğü her kesimin malumudur.

Ancak tavana oturan anlayışın felsefi düşünce olarak tabanın bu ihtiyaçlarını görmediği kongredeki konuşmalardan ve takınılan tutumdan anlaşılmaktadır. Belki de buna hemen şu itiraz yükseltilebilir. “İçinde bulunulan dönemin ruhuna uygun davranışın geliştirilmesi ve halk üzerindeki baskının azaltılması ancak bu tutumla mümkündür” denilebilir. “Bunu doğru anlamak ve algılak gerekir deniliyor.” Evet öyle bir görüntü veriliyor ama biz süreç içerisinde geliştirilen tutumun ve davranışların felsefi dayanaklarını dikkate aldığımızda bunun eski paradigma yerine ikmal edilen bir yeni paradigmanın oluşturma derdinden kaynaklandığı izlenimini alıyoruz.

Bu düşünsel ve felsefi bakışın yeni paradigmaya çevrilmesi, tabanın beklentilerini karşılamaktan uzak bir tutum olduğu HDP tabanında yer alanların tepkilerinden anlayabiliyoruz. Lakin bu tabanın ne olur ne olmaz diye içlerinde taşıdıkları duyguya kapılarak sanki biraz daha bekleyelim tutumunu sergilediklerini de görmekteyiz. Aslında bu tutumla, tabanın kendi elleriyle geliştirdiği ve uğruna bedeller ödediği yapının gözleri önünde kayıp gitmesine gönüllerinin razı olmadığını da göstermektedir.

Aslında Kürd halkının HDP’nin yeni tutumundan bir beklenti içinde olmadığını ama onu oluşturan tabandan beklentileri olduğunu da görmekteyiz. Kürd halkı daha çok bu kitlenin oluşturulan yeni pradigma bekçiliğini bir kenara bırakarak, kendi özlerine dönüşünü beklemektedir. Onlara düşen de karanlık dehlizlerde belirlenen konsept ve tavanı onaylamak değil, onu red ederek kendi geleceğini oluşturma derdine düşmeleridir. Bunu zaman gösterecek. Çünkü altan gelen dip dalga bunun gerçekleşeceğini de müjdelemektedir.

HDP’nin üst tabanını oluşturan akıl, her eylemini mutlak doğru kabul ederek kitlelerin birer noter gibi belirleneni onaylama görevi olduğunu aşılamaktadır. Bunun açık delili partinin eş genel başkanları olarak belirlenen kişilerin tabanın yüzde doksanından fazlası tarafından ismen bile bilinmiyor olmasıdır. Ancak bunu öngörmeden dayatma biçiminde kayyumluk anlayışıyla davranıldığı görülmelidir. Kitle buna gereken cevabı verecek mi? Bunu da ancak ilerleyen süreçte göreceğiz.

Sonuç itibarıyla kayyumluk anlayışının T.C Devletinin felsefi tutumu olduğunu en iyi Kürdler bilmektedir. Kürdlerin başına kayyun atayarak onları kendi denetiminde sağa sola serpiştirerek kendi sorunlarını görmezden gelmeleri istenmektedir. Bu isteğin nerede nasıl kurgulandığı bizim tarafımızdan net görüntüsü olmamakla birlikte zamanın Devlet Bakanı ve İçişleri Bakanlığını yürüten Beşir Atalay’ın HDP mit tarafından kurulmuştur söylemini aklı çıkartan veriler sunmaktadır.

Kitlelerin istemleri onların bağrından çıkan ve onların dilini konuşan, onların hissettikleriyle yetişen liderlerce gerçekleşeceği tarihsel verilerle sabittir. Söz konusu karanlık dehlizler bunu çok iyi bildikleri için kitleri narkoz etkisiyle sürüklemenin derdine düşmüşlerdir.  Bu Narkozun etkisini göstermesi için de, “içinde bulunulan nazik dönemde bu mutlak gerekli bir eylemdir” anlayışını pompalamaktadırlar. HDP içinde Kürd halkının bağrından çıkan yüzlerce Sezai Temelli’ye bedel olabilecek evlatlar dururken bunun dayatılması anlaşılabilir bir durum değildir.

Bu makale toplam: 8413 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:09:55:19
Etiketler: yusuz ziya döger
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
Yusuf Ziya Döger
Yazarın Önceki Yazıları
Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 2 Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 1 Şeytanın İşbirlikçilerine Ölüm… Kürdler Sosyolojilerine Yenildiler, Asla Düşmanlarına yenilmediler Batı Karşısında Çöküş, Öze Dönüş Çabaları ve Kudüs Meselesi Ruhumuzu Uyandıran Kerküklü Çocuk Alansal Egemenlik ve Felaket Senaryolarının Yazarlarıi Hewler Mitingi ve Arka Plan Mesajları Zihinsel Birlikteliğin Yolu: Güney Kürdistan Referandum Umarız Tarih Tekerrür Etmez Kürdlerin Sömürgecileri Başarılı, Kürdler İse Başarısızdır Kürdler Nereye Koşuyor? Bingöl ve Seçimlerdeki Tututmu - II Bingöl ve Seçimlerdeki Tutumu Kuzey Kürd Siyasetinde 'Vicdan Testi' Kürdler Hem Sağdan Hem de Soldan Eritildi Kürdler ve Referandum Devşirmelerin İşlevi/fonksiyonu Yakarak Öldürme (Katletme) Mantıksal Şaşılık Kürdler Birlik mi Olmalı, Yoksa Ortaklaşmalı mı? Yönetici Erdemli olmayınca… Kürd Gençliğinin Rol Modeli Dr Süleyman Ermeniler ve Kürdler Neden Kaybetiler? (III) Ermeniler ve Kürdler neden kaybettiler? (II) Ermeniler ve Kürdler neden kaybettiler? (I) Kürd Toplumsal Dinamiğinin Çökertilmesi -II- Kürdistan'da Türk Bayrağıyla Yapılan Yürüyüşler Kürd Toplumsal Dinamiklerinin Çökertilmesi İtibarsızlaştırmanın Psikolojisi Kürdler Egemenlik Mi Vatandaşlık Mı İstemeli? Türkiye İslamcılığı Neyi Amaçlıyor? Kürd Orta Sınıfının Çökertilmesi Erdemlilik Olmadan Olmaz Doğu ve Batı Ayrımı Karşısında Kürdlerin Özgünlüğü Türkiye İslamcılığının Riyakârlığı Kurdlerde Hukuk ve Hakkı Üstün Kılma Sykes Picot’çu Türkiye İslamcılığı Türkiye İslamcılarının Kürdü Olmak Siyasette İttihatçı Mantıkla İtibarsızlaştırma Çabası İstilacı Bozkır Türkleri ve Varlığını Koruyan Kürdler Kürdistan’daki Çatışmalı Ortam Neyi Amaçlamaktadır? İslam - İslamcılık İslamcıların Yanılgısı Sömürgeci ve Sömürülen İlişkisi Dört Ayaklı Minare Önünde Ansızın Gelen Ölüm! Ümmeti Bölen! “Kürd ve Kürdistan” Meşruiyet Dayanağı ve Kürdler Kürdlerin Haklı Mücadelesini İtibarsızlaştırma Arayışı Sömürgecinin Amacı Zihinsel Benzetme ve Aldatmadır - II Sömürgecinin Görevi, Aldatma ve Zihinsel Benzetmedir Kabristanımız Varsa Bilin ki Orası Bizim Vatanımızdır DAİŞ saldırılarında Şengal'de neler oldu? Şengal'in bilinmeyenleri... Toplumsal Anomi ve Yeni Arayış Seni Başkan Yapacağız, Karşılığı 'Federal Sistem' Militarist Devletler ve Kürdistan’ın Doğum Sancısı Kürdlerde Sosyal Genetiğin Psikolojik Bağlılığa Dönüşmesi Arayıştaki Kent, Bingöl Ortadoğu’da Reddi Miras Geleneği ve Talan Ekonomisi 7 Haziran’ı Doğru Okumak Kürdistan'da Seçime Kan Sıçratıldı Kürdlerin Egemenlik Anlayışı Allah, Yasin Aktay’ın dediğinin aksini söyler. Siyasetin Doğası ve Rasyonel Davranış Kürdistan Mefküresi ve Siyasi Aktörler (İslamcı Cenah) -2 Kürdistan Mefkûresi ve Siyasi Aktörler -1- Yokoluşu Engellemek!... İttihatçılığa Teslim Edilen Kürd Yapıları Kürdler Nasıl Eritildi Siyaset ve Düşüncede Etik Temsiliyet Sorunu ve Ortadoğu Kürdleri Sessizce Sağdan Eritmek - II Gedik Onarılmamalı, Bilakis Büyütülmeli Kürdleri Sessizce Sağdan Eritmek Hikmet Arayışında Fıtrat ve İrade Etkileşimi Hakikat Tek Olan Değildir, Tek Olan İblisçiliktir Kimliksel Varoluş ve Devletleşme Zorunluluğu Bariyere Dönüşen Öz Sosyal Genetik ve Kürd Siyaseti Duisburg Paneli Azadi Hareketinin Çözüm Önerileri Kürdistan Hakikatini İnşa Et Harekei / AZADÎ Bakur / Türkiye Kürdistan'ından Peşmerge Geçti Kürdler İçin Birlik Değil Birliktelik Anlamlıdır. Akil Adamlar Tiyatrosu Yeniden Sahne Aldı Kürdler Saha Eğemenliğine Oynamamalı Kürtlerin ayak bağı / PKK ve Hizbullah gerginliği Eylem Düşünceyi Şekillendirir. Hareketa Azadinin Rotası Ulus Devlet Mantığı ve Kürdistan Sorunu Kürd Ulusal Mücadelesinde ŞUŞAR TOPLANTISI Kürd Müslümanların Yüzyıllık Serüveni İnsanlığın Turnusol Kağıdı: FİLİSTİN - II Hakkâri’de(Cölemerg) Ne Oldu Ki İnsanlığın Turnusol Kâğıdı: FİLİSTİN Hatip Dicle Ne Dedi ki… Hamidiye Alayları / Devlet Aklının Zorunlu Yapıları Ümmetçi/İslamcı Kürdlerin Zihinsel Bakışı Kürdler “Öğrenilmiş Çaresizliğe” Mahkum Değildir. Birlikteliğe Evet, Ama Nasıl Olacak Evrensel değer mi, İdeolojik körlük mü? Tarihi nasıl okuyalım / Resmi ve yerel tarih Demokratik İslam Kongresi Kürd Hareketindeki Değişimi Nasıl Etkileyecek HDP Türklerle Kardeşlik Ya Kürdlerle... Hamidiye Alayları ve Şeyx Seid Harekatı - II
x